Modern İnsanın Sessiz Krizi: Her Şeyi Bilmek Ama Yapamamak
İnsanlık tarihinde eşi benzeri görülmemiş bir bilgi bolluğu içinde yaşıyoruz. Eskiden insanlar hakikate ulaşabilmek için yıllarca süren yolculuklara çıkıyor, inzivalara çekiliyor, tek bir bilginin peşinden ömür harcıyordu. Bugün ise dünyanın bütün bilgisi saniyeler içinde avuçlarımızın içine akıyor. Fakat bu durum beraberinde büyük bir paradoksu da getiriyor: Bilgi arttıkça bilgelik artmıyor, bağlantılar çoğaldıkça yakınlık derinleşmiyor, imkânlar genişledikçe insan güçlenmiyor. Tam tersine, modern insan giderek daha yorgun, daha dağılmış ve daha kararsız bir hale geliyor.
Bilmek Neden Yetmiyor?
...
Sıradan bir günde, belki bir sokak köşesinde ya da şık bir vazoda karşılaştığımız o tek dal kırmızı gül, aslında çok daha kadim bir hikâyenin sessiz taşıyıcısıdır. Bir sevdiğimize uzattığımız o çiçek, dudaklarımızdan dökülen zarif bir teşekkürden ya da basit bir "seni seviyorum" ifadesinden çok daha derin, kozmik bir manayı ruhlar arasında mühürler. Parmaklarımıza dokunan o yumuşak kadife yapraklar ile canımızı yakan keskin dikenlerin yarattığı bu muazzam tezatlıkta, sadece doğanın bir estetiği değil; mitolojinin tozlu sayfalarından süzülen sırlar ve insan ruhunun en mahrem, en derin ezoterik gizemleri saklıdır.
Yeni Çağın Kırılma Noktasında İnsan
İmkân Büyürken Bilinç Nereye Evriliyor?
Tarih sanıldığı üzere tek bir çizgide ilerlemez. Bazı dönemler vardır yavaş ilerler, bazı dönemler vardır hızlanır hatta sıçramalar ve kırılmalar yaşanır.
İnsanlık, bugün böyle bir kırılma eşiğinde duruyor olabilir.
Sadece bireysel bir huzursuzluktan, kuşaklar arası bir bunalımdan ya da sosyal bir çöküşten söz etmiyorum.
Daha büyük bir şeyden söz ediyorum:
Bir çağ kapanıyor olabilir.
Ya Teslimiyeti Maske Edindiysek
Dün Hatırlayanlar Kulübü günüydü.
- Hatırlayanlar Kulübü, Antalya’da Shi’RA Terapi Merkezi’nde buluşup, yüz yüze sohbetler yaptığımız bir etkinlik –
Sabah uyanırken oranın su basacağı için etkinliği iptal edeceğimizi düşünerek uyandım. Geçen hafta da iptal ettiğimiz için bu hafta da iptal olur korkusu ile mekanın sahibini aramadan yola çıktım. Neyse ki, o beni yoldayken aradı. Tahmin edin, oraya gittiğimde orası göl olmuştu… Şaşkınlığımı gizleyerek olan biteni izler konuma geçtim. Dedim bugün bana bir şeyler açacak.
Katılmayı arzu eden gönül dostlarımız bir bir geldi ve yerlerini aldılar. Bu süreç olurken, bir taraftan suyu açmak için bir usta gelip çalıştı, fakat bunun binanın genel sorunu olduğu söyledi.
Bugün için konu; kollektifteki enerjiler, son dönem yaşanan negativite ifşaları, dosyalar ve bunların bizim üzerimizdeki etkilerini konuşmaktı. Elbette önce herkese tek tek bu konu hakkında görüşlerini sordum çünkü kimin, hangi merkezinden konuşacağını görmeye taliptim. Kimi duygu, kimi düşünce, kimi ego, kimi korkularla konuşur. Bu grup büyük oranda daha kalbe yakın, daha teslimiyete yakın bir maske ile konuştu…
O anda yine Dicle’nin telefonu çaldı, Kim olduğunu, nereden aradığını bilmediğimiz; yaralı bir güvercin olduğunu ve güvercine sadece onun bakabileceğini söyleyen bir sesti.
Gözleyen ben "OKU" dedi. Semboller sizlere de şunları çağrıştırdı mı?
Şimdi sıkı durun…
Schumann Rezonansı, dünyanın kalp atışı olarak da tanımlanır. Bu titreşim, insanların fiziksel, zihinsel ve ruhsal sağlığı üzerinde etkili olabilir. Bazı araştırmalar, Schumann Rezonansı’nın insanların biyolojik saatlerini, hormon salgılarını, bağışıklık sistemlerini ve beyin fonksiyonlarını düzenlediğini göstermiştir.
Dünya, dönüşünü durdurduğunda ve rezonans frekansı 13'e ulaştığında sıfır noktası manyetik alanında olacağız. Dünya durduktan sonra 2 ya da 3 gün içinde ters yöne doğru tekrar dönmeye başlayacak. Bu durum, Dünya'nın etrafındaki manyetik alan içinde ters yönde ani bir değişikliğe sebep olacak.
Anka Kuşu Gibi Küllerinden Yeniden Doğmak
Hayatımızda bazen zorluklarla karşılaşırız. Bazen bu zorluklar bizi yıpratır, bizi umutsuzluğa sürükler, bizi küle dönüştürür. Ama bu, sonumuz olduğu anlamına gelmez. Küllerimizden yeniden doğabilir, hayallerimizi gerçekleştirebilir, başarıya ulaşabiliriz. Tıpkı Anka kuşu gibi.
Anka kuşu, efsanevi bir kuştur. Ömrünün sonunda kendini ateşe atar ve küle dönüşür. Ama küllerinden yeniden doğar, daha güçlü, daha parlak, daha güzel bir şekilde. Anka kuşu, yeniden doğuşun, değişimin, umudun sembolüdür.
Biz de hayatımızda Anka kuşu olabiliriz....